08:00 - 18:00

Çalışma Saatlerimiz

0342 321 93 74

Dilek - Öneri - Şikayet

Facebook

İnstagram

Twitter

MARKA HAKKINA TECAVÜZ

Öz Erdem Avukatlık Bürosu > Genel  > MARKA HAKKINA TECAVÜZ

MARKA HAKKINA TECAVÜZ

Tescil edilmiş bir markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Marka hakkına tecavüz kısaca; birine ait olan markanın aynısının ya da ayırt edilemeyecek derecede benzerinin üçüncü kişilerce izinsiz olarak kullanılmasıdır. Marka sahibi kendisinden izin alınmadan markasına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesini ve bu fiillerden doğan zararların tazmin edilmesini talep edebilir.

Tescil edilmemiş marka üzerinde tecavüz söz konusu olduğunda SMK 7/1 ifadesi gereği SMK korumasından değil Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerinden faydalanılır. Tescil edilmiş bir marka hakkına tecavüz suçu ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 29. Ve 30. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddeler aynı zamanda 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı CMK düzenlemeleriyle uyum içindedir.

Tecavüz Sayılan Haller

1)Marka Sahibinin İzni Olmaksızın Markayı 7. Maddede Belirtilen Biçimlerde Kullanmak(SMK 29/1-a)

Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. SMK 7/2 uyarınca marka sahibinin izinsiz olarak gerçekleştirilen aşağıdaki fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır.

  1. i) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.

ii)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.

iii) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.

 

2) Marka Sahibinin İzni Olmaksızın Markayı veya Ayırt Edilemeyecek Kadar Benzerini Kullanmak Suretiyle Markayı Taklit etmek(29/1-b)

Bu hükümde yer alan tecavüz hali SMK 7/2 ile birebir örtüşmektedir.

3)Marka Hakkına Tecavüz Oluşturan İşareti Taşıyan Ürünleri Ticarette Kullanmak

SMK 29/1-c bendinde, aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret hayatına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak, veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka hakkına tecavüz sayılmıştır. Bu hükümle ulaşılması hedeflenen; taklit marka kullandığını bilen veya bilebilecek durumda olan satıcı, dağıtıcı gibi üçüncü kişilerin gerekli dikkat ve özeni göstererek marka korsanlığının önlenmesine ve ticari hayatta dürüstlüğün yerleşmesine katkı sağlamaktır.

Markanın taklit edilmiş olduğunun bilinmesinin gerekli olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre belirlenecektir. Örneğin yıllardır aynı tür ürünlerin satışını yapan ve bu alanda kullanılan markaları yakından bilen kişinin, taklit konusu ürünleri piyasa fiyatının çok altında aldığı bir durumda, markanın taklit edildiğini bilecek durumda olduğu kabul edilir.

Söz konusu hükümden de anlaşılacağı üzere marka hakkına tecavüzden bahsetmek için marka üzerindeki tasarrufun ticari bir amaca dayanması gerekir. Bu nedenle taklit markayı kişisel ihtiyaçları için elinde bulunduran kişinin marka hakkına tecavüz suçunu işlediğinden bahsedilemez.

4) Marka Hakkı Sahibi Tarafından Lisans Yoluyla Verilmiş Hakları İzinsiz Genişletmek veya Bu Hakları Üçüncü Kişilere Devretmek

SMK 29/1-ç bendinde, marka hakkına tecavüz teşkil eden iki farklı fiilden bahsedilmiştir;

-Lisans yoluyla verilen hakların izinsiz genişletilmesi

-Bu hakların devredilmesi

Örneğin; lisans veren markasının kullanımını belirli bir süre ile veya belirli mal veya hizmetlerle sınırladığı halde lisans alan bu sınırlamalara uymamış ise marka hakkına tecavüz fiili gerçekleşmiş olur. Buna karşılık lisans alanın kalite bakımından lisans sözleşmesine aykırı davranması marka hakkına tecavüz değil sözleşmeye aykırılık olarak nitelendirilmesi gerekir.

Önceki Tarihli Hakların Etkisi

6769 sayılı SMK’nın kabulünden önce tescilli bir hak sahibine karşı tecavüz davası açılacaksa; ihlali gerçekleştiren kişinin öncelikle bu tescili hükümsüz kıldırttıktan sonra tecavüz davası açması gerekliydi. Çünkü 556 sayılı KHK döneminde “tescilli markanın kullanımı tecavüz teşkil etmez” savunması Yargıtay içtihadı haline gelmişti. 6769 sayılı SMK m.155 bu savunmanın önünü tamamen kapatmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi tarafından verilen 14 Mart 2018 tarihli karar SMK m.155’in uygulamasına ilişkin önemli bir karardır.

Tazminat Davaları

Diğer haksız fiillerde olduğu gibi marka hakkına tecavüz halinde açılacak tazminat davasında da dört unsur aranır:

-hukuka aykırı fiil                                           -zarar

-illiyet bağı                                                    -kusur

Maddi Tazminat Davası

Maddi tazminat davalarındaki hesaplamalarda birden fazla seçenek bulunmakta olup marka sahibinin seçimlik hakkı mevcuttur. Bu haklar;

  1. Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği gelir
  2. Marka hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç
  3. Marka hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli

Manevi Tazminat Davası

Manevi zarardan maksat bir kimsenin haksız fiil neticesinde duyduğu acı ve ruhsal sıkıntıları ifade eder. Mahkeme tecavüz nedeniyle ticari hayattaki güven zedelenmesini göz önünde bulundurarak manevi tazminat miktarını genel hükümler çerçevesinde belirler. Duyulan acı geniş yoruma açıktır. Dolayısıyla tüzel kişilerde manevi tazminata hak kazanabilir.

İtibar Tazminatı

İtibar tazminatında dikkate alınması gereken markanın itibarıdır. İtibarın zarara uğraması iki şekilde olur

i)kötü üretim

ii)uygun olmayan tarzda piyasaya dağıtım.

Örneğin ünlü bir spor ayakkabı markasını taklit ederek ayakkabı üzerine adidas markasını basıp satışa çıkaran kişi kötü üretim yapmış olur. Veya aynı üçüncü sınıf ayakkabıyı pazarda veya sokakta satan kişi ürünü uygun olmayan tarzda piyasaya sürmüş demektir.

Yukarıda bahsettiğim hususlar nedeniyle ticari hayatta hak kaybına uğramamak, markanızın ticari itibarına zarar gelmemesi için markanızı tescil ettirip tescilden sonraki hukuki korumalar için ise marka hukuku alanında uzman kişilerden destek almayı bırakmayınız.

 

Stj. Av. Songül KIRMIZIATEŞ